Kadınlar Günü Özel Röportajı

Aytül ERÇİL ile Kadınlar Günü Özel Röportajı

  • Sizi birçok platformdan takip etme ve tanıma şansı bulduk ancak bir de sizden dinlemeyi çok isteriz. Bize kendinizden bahsedebilir misiniz?

Boğaziçi Üniversitesi’nde Elektrik Mühendisliği ve Matematik bölümleri okudum, sonrasında Amerika’da Brown Üniversitesi’nde Uygulamalı Matematik üzerine doktora yaptım. 5 sene General Motors bünyesinde çalıştım. O zamana kadar çalışmalarım teorik idi. GM’de yaptığım çalışmaların uygulamaya geçtiğini görünce uygulamalı çalışmalara geçmek istediğimi fark ettim. Türkiye’ye Boğaziçi Üniversitesi’ne öğretim üyesi olarak döndüm, uygulamalı çalışmalar yapmak için sanayiyi dolaşmaya başladım, sanayi kuruluşları hiçbir şeye ihtiyaçları olmadıklarını söylüyorlardı. O zamanlar, 90’lı yılların başı, sanayide AR-GE’ye de bakış yoktu, sanayide bunun için AR-GE’ye destek verecek TÜBİTAK, uluslararası kaynaklar gibi farklı kurum ve kuruluşlardan kaynaklar alarak sanayinin problemlerini çözmeye başladık. Ama yine de üniversite olarak bir ürün geliştiremiyor, ürünün AR-GE vb. kısımları ile ilgilenebiliyorduk. Ürün geliştirebilmek için bir ara şirkete ihtiyaç olduğunu gördüm ve 1997 yılında 2 mezun öğrencimizle beraber Vistek Limited Şirketi’ni kurduk. Ancak Türkiye’de high-tech bir ürün çıkacağına dair güven yoktu, genelde bizden demo isteniliyordu ve teklif alınıp yurtdışı ile pazarlık için kullanılıyordu. Bunun için uluslararası projelere girmeye karar verdik, İtalyanlara teknoloji ürettik. 2001 yılında Sabancı Üniversitesi’ne geçtim. Sabancı Üniversitesi üniversite-sanayi işbirliklerine sıcak bakan bir kurumdur ve bizimle ortak olmak istediler. 2006 yılında Vistek Limiteti kapatıp Sabancı Üniversitesi’nin de ortaklığıyla Vistek A.Ş.’yi kurduk. Bu süreçten sonra hızlı büyümeye başladık. Aradan geçen süreçte uluslararası projelerde bulunup ödüller aldık, kendimizi ispat ettik. 2009 yılında vision(yapay görme) konusunda Avrupa’da 1 dünyada 3 numara olan bir şirket olan Alman ISRAVISION şirketi ile ortak olduk,. 2013 yılında şirketin tamamını ISRAVISION’a sattık. Ardından şu anki şirketimiz Vispera Information Technologies’i kurduk. Ben başladığımda Türkiye’de high-tech ürün yapma konusunda çok fazla girişim yoktu, o yüzden çok sıkıntılar çektik. Türkiye’de yavaş yavaş altyapısı oluşmaya başladı. Bizim için oldukça zor bir süreçti.

  • Düzenli bir iş hayatınız varken bununla beraber kendi işinizi yapmaya nasıl karar verdiniz? Hem başarılı bir iş kadını hem de bir anne olarak yaşadığınız zorluklar nelerdi? Bu zorluklarla nasıl başa çıktınız? Motivasyon kaynağınız nedir? 

En büyük motivasyon kaynağım yaptığım işlerin hayata geçmesi, Türkiye’de yapılamaz denen işlerin tarafımızca yapılabilmesi. Türkiye’de çok iyi bir beyin gücümüz var, uluslararası projelerde ülkemiz hep ilk 3’ün arasında idi ancak bu fikirler ürüne dönüşemiyordu. Hep yurt dışından satın alıyoruz ancak bunların daha iyilerini ülkemizde yapabiliriz. Öğrencilerime hep söylerim: “Birileri bir şeyleri başarıyorsa, bizler daha da iyilerini yapabiliriz.” Buna gerçekten inanıyorum. Çünkü bizim insanımızın beyin gücü gerçekten çok iyi. Önemli olan o işe odaklanmaktır, benim de yaptığım iş aslında ekibi odaklamak.

 Tüm bu süreçte eşimin çok desteği oldu. Bu işe çocuklarım biraz büyüdükten sonra başladım ancak o zamanlar da tüm işlerimi onlar uyuduktan sonra yapardım, gece yarılarına kadar çalıştığım çok zaman oldu. Yaptığınız işi sevdiğiniz zaman çalışmak bir yük olmuyor. Herkese tavsiyem sevdiği işi yapmaları. Sevdiğiniz işi yaptığınız zaman şevkle çalışıyorsunuz. Ben haftada 70-80 saat çalışıyorum ancak sevdiğim işi yaptığım için şikâyet etmedim hiçbir zaman.

  • Yapay görme teknolojileri alanında oldukça önemli çalışmalarınız var. Bu çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

İnsanlar görüyor, bilgi beyine gidiyor beyin de bu bilgiyi işleyip akıl katıyor. Bizim yaptığımız da özetle kameralardan alınan görüntülerin bilgisayara aktarılması ve bilgisayar üzerinde bizim yazdığımız yazılımlarla beynimizin yaptığı işi yapması. Aslında bu gerçekten zor bir iş, insan mükemmel bir varlık. Biz bir çok şeyi basit görüyor, basit yapıyoruz. Örneğin yoldan geçen arabaları saymak istediğimizde gündüzse arabaları sayar, geceyse veya hava sisli ise ışıkları sayarız. Düşünmeden kullandığımız algoritmayı değiştiriyoruz. Bir bilgisayara bunu yaptırmak oldukça zor. Her türlü şartta bizlerin çok kolay algıladığı şeyleri bilgisayara algılatmak hiç kolay değil. Ama çok keyifli bir alan, uygulama alanı da oldukça geniş. Eski şirketimizde daha çok fabrika otomasyonu, kalite kontrol otomasyonu, robotların görmesi gibi uygulamalarla ilgileniyorduk, Şu anki şirketimizde ise perakende uygulamaları ile ilgileniyoruz; raflardaki ürünlerin tanınması, sayılması gibi. Şu an süpermarketlerdeki raflardaki ürünlerin takibi düzenli yapılamıyor, bu ciddi bir problem; dünyada 1.1 trilyonluk bir problem olduğu söylenmekte. Biz de böyle probleme çözüm üretmek için çalışıyoruz.

  • Ülkemizde ve dünyada teknik alanlarda kadının yeri sizin gözünüzden nasıl? Teknik alanlarda kadınları teşvik edici hangi çalışmalar yapılabilir?

 Bu tür çalışmaların yuvadan başlaması gerektiğini düşünüyorum. Çocukların okuduğu kitapların değişmesi lazım. Birçok toplumda kadına biçilen roller vardır; kadın alışveriş yapar, yemek yapar. Erkek işe gider, para kazanır. Bu kalıplardan dolayı kadınlarımız başaramayacaklarını düşünüyor. Birçok alanda kadınlar kendi kendilerini engelliyor. Bir kadın 100% emin olmadan bir şeyi yaparım diyemiyor. Üst kurumlarca da kadınlar yaptıkları için erkeklerse potansiyelleri için yükseltiliyorlar. Bunların değişmesi gerekiyor.  Hem kadınların hem erkeklerin kafa yapısı değişmeli. Bu bir kadın veya erkek sorunu değil, toplumumuzun sorunu.

  • Bugüne kadar birçok önemli ödüle layık görüldüğünüzü takip etme fırsatı yakaladık. 2013 yılında aldığınız “Yılın Kadın Girişimcisi” ödülünden biraz bahseder misiniz? 

 KAGİDER, Garanti bankası ve Ekonomist Dergisi işbirliği ile düzenlenen bir yarışma idi, yanımda çalışan arkadaşım beni aday göstermişti. Yüksek sayıda başvuru alan bir platformda böyle bir ödüle layık görülmek gurur vericiydi. Daha sonraki yıllarda jüride de bulundum ve Türkiye’de gerçekten çok başarılı kadınlarımızın olduğunu gördüm. Bu tür ödüller de onları destekleyici olup, ön plana çıkarıyor.

  • Ülkemizde yöneticilik/girişimcilik kadınlar arasında yeni yeni yaygınlaşmakta, siz bu işe başlarken en büyük destekçileriniz kimlerdi?

Ailem okumama çok destek oldu. Ailemde okuyan kimse yoktu;  babam lise sondan terkti, annem de üniversiteyi kazanmasına rağmen okutulmamış. O yüzden ben de okumaya hevesli olduğum için ikisi de beni desteklediler. İş hayatında ise eşimin desteği çok büyüktü. Genelde de akademisyen olmanın getirdiği bir saygı düzeyi oldu. Ülkemizde akademisyenlik hala çok değer verilen, saygı duyulan bir meslek.  Çok büyük sorunlarla karşılaşmadım.

  • Üniversite yıllarından bugüne hayalini kurduğunuz başarılara ulaştınız mı? İleride yapmak istediğiniz yeni projeler var mı?

Benim için hayaller bitmiyor, her zaman hayal kurmaya devam ediyorum. Ben lisedeyken okula ilk kez bir bilgisayar gelmişti, çok etkilenmiştim, hoşuma gitmişti. O zamanlar kullanmasını bilen yoktu. Müdür ile konuşup kullanmayı öğrenmeyi ve diğer kişilere de öğretmeyi istediğimi belirttim. Bir bilgisayar kulübü kurdum ve bilgisayarla ilgili bir iş yapmak istediğimi fark ettim. Benim zamanımda Boğaziçi Üniversitesinde Bilgisayar Mühendisliği Bölümü olmadığı için Elektrik Mühendisliği okudum. Eskiden bu kadar teknoloji yoktu, dolayısıyla daha küçük hayallerimiz oluyordu. Teknolojiye erişim oldukça, yapılabilecekleri gördükçe daha fazla hayal kuruyorsunuz. Şu anki hayalimiz dünya çapında bir firma yaratmak. Doğduğu andan itibaren tüm dünyaya hizmet veren bir şirket. Umarım gerçekleştiririz. Türkiye’den neden Apple, Google gibi şirketler çıkmasın? Bunların olabileceğini gösterip, bir sonraki nesillere de örnek olmak istiyoruz. Bir işi yapabilmek için önce yapabileceğinize inanmanız gerekiyor. Aynı zamanda insanlarımızın da kendi şirketlerimize inanıp güvenmesi büyük önem teşkil ediyor. Çok ön yargı var. Kendimize güvenimiz yüksek değil, maalesef soru sormaktan, sorgulamaktan çekiniyoruz. Bunları aştığımız zaman daha başarılı işler yapacağımıza inanıyorum.

  • Kariyerinize hem akademisyen hem de bir girişimci olarak devam ediyorsunuz. Hayatınızın iki önemli kısmını ortak paydada birleştiriyor musunuz? Size artıları nelerdir?

Üniversite tarafında yenilikleri sürekli olarak takip etmek çok daha kolay oluyor. Çeşitli konferanslarda yer alıyorum, makaleler okuyup öğrenci tezleriyle ilgileniyorum. Yenilikleri takip etme açısından bana çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Öğrencilerim için de çok büyük artıları oluyor. Derslerimde verdiğim örneklerle o konunun gerçek hayattaki uygulamalarını anlattığımda çok daha iyi kavradıklarını görüyorum. Örneğin verdiğim tüm ödevler veya sınavlarım geçmişte yaptığımız projelerle ilgilidir. Üniversitede birçok yöntem varsayımlarla başlar ama gerçek hayatta birçok şeyi varsayamıyoruz. Bu yüzden gerçek hayatla teoriyi birleştirmek her iki taraf için de avantaj sağlıyor.

  • Akademik kariyer hedefleyenlere veya girişimci ruhu olan kadınlara tavsiyeleriniz nelerdir?

Bir işe odaklanmak çok önemli. Ben işe başladığımda maddi desteğim yoktu o zamanlar melek yatırımcı gibi kavramlar da oluşmamıştı o yüzden çok fazla odaklanamıyorduk. Bir ürün çıkartabilmek için 1.5-2 yıl ekibi finanse etmek gerekiyor. Bundan dolayı eski şirketim yavaş büyüdü. Şirketi ayakta tutabilmek için projeler yapıyorduk, halbuki projelerle kar etmek pek mümkün değil ancak onları ürüne çevirdiğinizde kar edebiliyorsunuz.

Girişimci olmak isteyenler için bir sermaye ile başlamak ve iyi bir ekip çok önemli. Birinin canını acıtan bir problem bulup onunla başlamak gerekiyor çünkü başka türlü o kişiyi para vermeye ikna etmek çok daha zor oluyor.  Baştan itibaren müşteri ile konuşup onu yanınıza almanız gerekiyor. Problemin kaynağını çok iyi öğrenmek ve gerçekten problemin sahibi ile birlikte çalışmak gerekiyor. Herkesin neyi bildiğini ve neyi bilmediğin iyi bilmesi gerekiyor. Danışmanlık almaktan çekinmemeliyiz. Bu konuda kadınların daha iyi olduğu söyleniyor. Kadınlar daha çok soru soruyor, erkeklerse tamamıyla kendileri çözüm üretmeye çalışıyor. Çevremizde gördüğümüz sorunlar bizim için potansiyel birer fırsat, bunlara nasıl çözüm getirebileceğimizi düşünmeliyiz

Akademik alanda ise farklı disiplinler kişiyi geliştiriyor. Lisans öğrencilerine tavsiyem mümkün olduğunca geniş perspektifte dersler alıp, temel altyapı edinip daha sonra bir konuda uzmanlaşmaları. Akademisyen olmak isteyenlerin temel bilim altyapısının güçlü olması gerektiğini düşünüyorum. Tabi öncelikle hangi konuda akademik kariyer yapmak istedikleri çok önemli. Analitik düşünce ve kuvvetli bir matematik altyapısı bence çok önemli.

  • Birçok gencin örnek aldığı başarılı bir kadın olarak sizin kimleri örnek aldığınızı merak ediyoruz. Sizin rol modeliniz kim/kimlerdi?

İlk örnek aldığım kişiler hocalarımdı. Lisede fizik hocam, üniversitede son yılımda tanıdığım Bülent Sankur hocamız ise gördüğüm en çalışkan insanlardan biridir. Amerika’da da tez hocam vardı. Genelde hocalarım rol modellerimdi. Girişimcilik tarafında ise mentörüm Ziya Boyacıgiller vardı, çok değerli bir insandı.

  • IEEE İKÜ Women in Engineering Komitesi olarak sizin ve tüm emekçi kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününüzü kutluyoruz. Bu özel günde sizin mesajınız nedir?

 Teşekkür ederim, ben de tüm kadınlarımızın Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Sabır ve inat çok önemli iki kavram. Maalesef bir takım önyargılar var, bunları hep beraber elbirliği ile yıkmamız lazım. Başarılı örneklerin sayısını arttırmamız gerekiyor. En önemlisi birbirimize destek olmalıyız. Eskiden Arı Kraliçe Sendromu vardı. Belli pozisyona gelen kadınlar, arkadan gelenlere destek olmak istemiyorlardı, hatta bazen köstek oldukları söyleniyordu. Artık bu yavaş yavaş değişmeye başladı. Birbirimize desteğimiz önemli, mentörlük çok önemli, belirli noktalara gelmiş kişilerin daha yolun başında olan gençlerimizin elinden tutup, yardımcı olmaları gerekiyor. Hep beraber başaracağız. Erkekler de çok önemli; anneler erkek çocuklarını da bu yönde yetiştirmeli. Çünkü bizim toplumumuzda anneler de erkek evlada farklı davranabiliyor. Anne ve babalara büyük iş düşüyor, yuvadan itibaren kadının da erkeğin de aynı derecede çalışıp başarılı olabileceği tüm çocuklarımıza aşılanmalı.

 IEEE İKÜ Öğrenci Kulübü Women in Engineering Komitesi