NOKIA: FENOMEN OLMASI VE ÇÖKÜŞÜ

 

NOKIA: FENOMEN OLMASI VE ÇÖKÜŞÜ 

“Size durumumuzla ilgili gördüğüm Kuzey Denizi’nde bir petrol platformunda çalışan bir adamın hikâyesini anlatacağım. Adam bir gece ansızın yükselen bir patlama sesiyle uyandı ve bu patlamadan dolayı bütün platformun alevler içinde kaldığını gördü. Kısa bir süre içinde çevresini alevler sardı. Adam duman ve kavurucu sıcağın arasından geçerek bir çıkış yolu olarak platformun kenarına geldi. Kenardan baktığında görebildiği tek şey soğuk ve karanlık Atlantik sularıydı. Adam kurtulmak için suya atladı ve kurtuldu. Kurtarıldıktan sonra bu yanan platform onun davranışlarını kökten değiştirdi. Bizde aynı bu adam gibi bir yanan platformun kenarındayız ve bizde davranışlarımızı değiştirmeliyiz.” Bu sözler 11 Şubat 2011’deki Nokia – Microsoft Partnerlik Anlaşması’ndan önce Nokia’nın CEO’su görevinde bulunan Stephen Elop’un çalışanlarına yazdığı bir mesajdan alınmıştır. Bu mesajdan sonra Nokia için her şey sonsuza değin değişti. 11 Şubat 2011’de Nokia ve Microsoft bir basın konferansı düzenleyerek Nokia’nın yeni yazılım ortağını ve onun işletim sistemi tercihini açıkladılar. Bu olaydan sadece üç yıl sonra Nokia’nın telefon bölümü sonsuza dek marka hakları ise 2016’nın sonuna kadar Microsoft’a satıldı. İşte bu yazı Nokia’nın nasıl ve neden bu acınası duruma geldiğini açıklayacak. Çünkü Nokia sevelim veya sevmeyelim gelmiş geçmiş en büyük telefon markalarından biriydi ve insanların telefonlara ilişkin bakışlarını değiştirdi, bu yüzden her teknoloji tutkunu Nokia’nın nasıl bir fenomen olduğunu ve neden çöktüğünü bilmelidir.

Nokia için her şey 1865’te bir orman işletmesi olarak başladı. Uzun bir zaman sonra 1922’de Nokia Fin Kablo İşletmesi ve Fin Kauçuk İşletmesi ile ortak oldu. Böylece Nokia aralarında kauçuk işlenmesi, ormancılık, kablo üretimi, elektrik ve elektronik gibi pek çok farklı sanayii koluna girmiş oldu. 1970ler ve 80lerde Nokia elektronik alanında pek çok ürün üretti, örnek vermek gerekirse mobil radyolar, telefon anahtarlayıcıları, araba telefonları, askeri ekipmanlar hatta bilgisayarlar sayılabilir. 1980lerin sonunda Nokia elektronik harici işlerinden çekildi ve özellikle iletişim alanına yoğunlaştı. Ardından 1992’de Jorma Ollila Nokia’nın CEO’su oldu ve böylece Nokia efsanesi başladı.

1980lerin sonunda Nokia GSM ile ilgili araştırmalarını tamamladı ve Siemens’le birlikte ilk GSM ağını kurdu. Bundan sonra Dünya’nın ilk GSM tabanlı telefon görüşmesi Finlandiya Başbakanı Harri Holkeri tarafından 1 Temmuz 1991’de Nokia’nın teknolojileri kullanılarak yapıldı. Kısa bir süre sonra Kasım 1992’de, Nokia ilk ticari GSM telefonu olan 1011 modelini tanıttı. Böylece dijital ses tabanlı iletişim çağı başlamış oldu. Bu telefondan sonra pek çok elektronik cihaz üreticisi bu sektöre giriş yaptı, böylece market genişledi. Birkaç yıl sonra Nokia yeniden bir inovasyonla sahneye çıktı; akıllı telefon. 1996’da Nokia 9000 Communicator tanıtıldı ve bu telefon Dünya’nın ilk ticari olarak başarılı akıllı telefonu oldu. Zira bu telefon bilgisayarlar gibi tam boy bir QWERTY klavyeye, fax ve e-posta gönderebilme yeteneğine ayrıca not alabilme gibi işlevlere sahipti. Bu telefon dışarıdan bir tuğla telefon gibi görünürken kapağı açıldığında inanılmaz bir şekilde bir dizüstü bilgisayar gibi görünüyordu. Communicator serisi iş adamları tarafından oldukça pahalı fiyatına rağmen benimsendi. Çünkü iş adamları mobil haldeyken dahi işlerini takip etmek zorundadırlar. İşte bu zorunluluğu Communicator serisi ile giderdiler. 1990ların sonu yeni milenyumun başında Nokia gerçekten de çok yaratıcı ve ilgi çekici bir markaydı. Hatta 1998’de Motorola’yı geçip pazarın en çok satan markası olarak da bunu ispatladı.

İkinci milenyumun başlarında Nokia, Motorola, Ericsson ve Psion işletim sistemi alanında bir işbirliği anlaşması imzaladılar. Bu anlaşma çerçevesinde merkezi Londra olmak üzere 1998’de Symbian Ltd. kuruldu. Bu şirket Symbian OS’i 2008 yılına kadar geliştirdikten sonra Nokia tarafından satın alındı ve Symbian OS Symbian Vakfı’na devredilerek açık kaynak haline getirildi. Birkaç yıl sonra Nokia Symbian Vakfı’nı kapattı ve Symbian OS yeniden kapalı kaynaklı oldu. Sonunda 11 Şubat 2011’de Nokia ve Microsoft bir basın konferansı düzenleyerek aralarındaki yazılım ortaklığını duyurdular. Bundan sonra Symbian ve MeeGo 2014’e kadar desteklendi ancak yeni cihazlar Microsoft’un Windows Phone OS’i ile çıktı. Nokia ve Microsoft arasındaki işbirliği anlaşmasından sonra Nokia’nın varlığı piyasadan silindi. Ancak bundan önce şunu sormak gerekir: İnsanlar neden Nokia telefonları sevdiler? Cevabı basit; öncelikle Nokia’nın telefonlarının tasarımı güzeldi ve dayanıklıydılar. Ayrıca 2010’dan önce Nokia piyasadaki en gelişmiş teknolojiyi temsil ediyordu. Son olarak ise Nokia’nın ürün garantisi ve satış sonrası hizmetleri iyiydi. İşte bu üç etken birleşince, Nokia piyasadaki en ünlü ve en popüler marka oldu. Ancak madalyonun diğer yüzüne baktığımızda Nokia her ne kadar N95 ile kendisinin zirve noktasına gelse de aynı zamanda dokunmatik ekran gibi çok önemli bir gerçekliği reddederek kendi sonunu hazırladı ki bu gerçekliğin en büyük destekçisi Apple’dı. İlk iPhone’un tanıtımından sonra insanların telefonlara bakışı bir kez daha değişti ancak bu değişim Apple gibi farklı bir markadan geldi. Günümüzde hepimiz dokunmatik ekranlı telefonlar kullanıyorsak bunu Apple’a borçluyuz. Aynı rüzgâr içinde Google’da kendi mobil işletim sistemi olan Android’i duyurdu ve Samsung, Sony, HTC gibi markalar da onu kullandı.

2015’in son günlerine geldiğimizde Nokia’nın artık telefon pazarında olmadığını görüyoruz. Microsoft Nokia’nın telefon bölümünü satın aldıktan sonra kendi markasıyla birkaç orta sınıf telefon tanıttı. Yılın sonuna doğru Microsoft Windows 10 Mobile’ı ve iki tane üst sınıf telefonunu tanıttı ancak bu tanıtımlar piyasadan pek ilgi görmedi. Aynı zamanlarda Nokia Alcatel – Lucent’i yaklaşık 15 milyar dolara satın aldı. Bu satın alımın masraflarının bir kısmını karşılamak içinse kendi navigasyon hizmeti olan Here’ı bir Alman otomobil ortaklığına sattı. Bu yılın Nokia ile ilgili ilginç haberlerinden biri de Nokia’nın 2016’dan sonra telefon piyasasına Çinli üreticilerle işbirliği yaparak döneceği haberiydi. Hatta bu yolla Nokia bir tablet de tanıttı. Bu işbirliğinde Nokia cihazları tasarlayacak Çinli üreticiler ise üretecekti. Ancak gerçekte bu girişim, Çinli üreticilerin cihazları tasarlayıp üretmesi ardından Nokia markasını basmalarıydı.

 

Nokia açısından gerçekler ve vaatler tamamen farklıydı. Elbette Nokia pek çok kullanışlı ve yenilikçi cihaz ve servis üretti ancak aynı zamanda segmentasyonda ve gerçekten birbirinden farklı cihazlar yapma konusunda başarılı olamadı. Sayısı belirsiz cihaz üretmek markanın bilinirliğini artırır ancak aynı zamanda bu cihazlar için bakım ve onarım işleri ile onları güncel tutmayı zorlaştırır. Günümüzde aynı hataya bir marka daha düşüyor; Samsung. Samsung aynı Nokia gibi sayısı belirsiz cihazlar üretiyor ancak sonra onları kendi kaderlerine terk ediyor. Bu yazının sonunda Samsung’a tavsiyem ürettikleri cihaz sayısını düşürmeleri ve onları ayırt edilebilir segmentlere koymaları. Böylece cihazlarının güncellemelerini verebilirler ve satış sonrası hizmetleri de daha başarılı olur. Eğer bunları yapmazlarsa ne yazık ki aynı yayan platformun kenarında durmaya mahkûmlar. 

By HAYRİ TAHA ÇATAR